17 Nisan 2020 Cuma

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Nedir

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çocukluk dönemi hastalığı olarak bilinir. Fakat yaşamın her döneminde her bireyde görülebilir. Bu rahatsızlık bireyin yaşam kalitesini etkiler. Çünkü bireyde öğrenme anlama yeteneğini yok eder. Kişi yapmak istediği şeye odaklanmada sorun yaşar. Dikkatini uzun süre bir yere veremez. Bu da kişide dalgınlık sakarlık ve iş yaparken yetersizlik oluşmasına neden olur. Tüm bunlar kişinin başarısızlığını tetikler ve kişide özgüven kaygı yaşanır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu kişinin birçok yaşam alanını etkiler. Birçok kişi okulu bırakma, işten ayrılma, iş değiştirme, işte mutsuz olma gibi durumlara neden olur. Bu rahatsızlık kişinin odaklanma sorununu ortaya çıkardığı gibi kişi zamanı etkili ve verimli kullanamaz. Kişi toplantıları kaçırır. Evrakları iş yerine kaybeder. Unutlanlık başlar. İş kapasitesi olumsuz etkilenir. Çabuk uyarılan bu kişiler iş yerinde büyük sürtüşme ve sorunlar yaşar. Kişi bu konuda zayıf noktasını bilip güçlü olduğu yönlerle ön plana çıkmalıdır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısını uzman doktorlar yapar. Tedavi olarak sorunların büyük bir bölümü çözüme kavuşabilir. Tedavide genelde ilaç tedavisinin yanı sıra destekleyici eğitim ve yönlendirici tedapiler yapılır.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan birisi iş yerinde dağınık bir kişiliğe sahiptir. İş biriktirir, işleri yarım bırakır ve sürekli evrak kaybeder. Kaygı ve depresyon düzeyi yüksek benlik algısı düşüktür. İş yerinde sorumsuz ve tembel birisi olarak algılanırlar. İş yerlerinde çok çalışmak zorunda kalırlar. Çünkü dikkatlerini uzun süre aynı işe vermekte zorlandıkları için bir işi iki defa yapmak zorunda kalabilirler. Bu yüzden bu kişilerin doğru mesleği seçmesi çok önemlidir. Bu kişiler çok hareketli olduğu için yerinde duramazlar. Uzun süreli işlerde kolay sıkılıp dikkatleri çabuk dağılırlar. Masa başı rutin evrak işler bunlara göre değildir. Daha çok enerjik ve dinamik işler yapmaları gerekir. Duygularını kontrol etmekte zorlanırlar. Ani ve fevri çıkışlar sergilerler. Bu yüzden iş yerinde dengesiz olarak değelendirilebilirler. Başkasının sözünü keserler ve anlatılanları uzun süre dinleyemezler. Anlatılanlardan kolayca sıkılırlar.
Share:

Çocuklarda Küfür Etme Davranışı Nasıl Önlenir

Ağzı bozuk çocuklar görmüşüzdür toplumda. Hepimize itici gelmiştir. Aile terbiyesi almadığını düşünürüz. Oysa göz ardı ettiğimiz bir gerçek vardır. Çocuk sadece ailede yaşamıyor. Çocuğun aile dışında okul ve sokak gibi iki sosyal çevresi daha var. Bu sosyal çevrede birey küfür etme davranışı kazanabilir. Hiçbir aile oğlum küfür et demiyordur. Fakat aile çocuğun terbiyesini şekillendirmede bir numaralı mekandır. Anne ve baba tutumu ise son derece önemlidir. Küfür eden çocuğa evde ailesi tepki gösterirse bu davranışı evde sergilemeyecektir. Fakat sokakta onu engelleyecek kimse yoktur.  Çocuklarda küfür davranışını yok etmek için ilk bilinmesi gereken; küfürün ne olduğu ve küfür etme davranışı altında yatan nedenlerdir.

Küfür beddua etmek, zarar vermek için yansıtılan cümlelerdir. Cinsel içerikli konuşmalar ve kişiye yönelik hakaretlerde küfür olarak adlandırılır. Küfür genelde yeterli ilgi görmeyen çocuklar tarafından söylenir. Küfür daha çok dikkatleri üzerine çekmek için söylenir. Bazı çocukların yetişkinlerden intikam alma biçimidir. Karşı tarafa gücü yetmediği için sözle karşı tarafa acı vermek istenir. Küfür çoğu zaman kızgınlık anında kişinin ağzından kaçabilir. Engellenen ve yaşam alanı daralan bireylerde çok sık görülür.  Küfür bir savunma mekanizmasdır. Kişi kendini savunmak amacı ile karşı tarafa acı vermek amacı ile söylenebilir.

Küfür etmek bazı kişilerde deşarj olma boşalma aracıdır. Küfürle mücadelede anne ve babaya çok önemli görevler düşer. Çocuğun önünde kesinlikle küfürlü konuşmamak gerekir. Çocuğun kendisini ifade etmesine imkan vermek gerekir. Küfür ettiğinde ve kötü konuşulduğunda çocuğa mutlaka tepki vermek gerekir. Yepkiler daha çok memnuniyetsizliğinizi dile getirmelidir. Vurmak, şiddet uygulamak ve kaharet etmek doğru değildir. Küfür kesinlikle onaylanmamalıdır. Küfür sonucunda çocukla küsülebilir. Çok sevdiği şeylerden çocuk mahrum bırakılabilir. Olumsuz pekiştireçler uygulanabilir. Küfür ettiği için çok utandıüğınızı dile getirebilirsiniz. Empati yapmasını sağlayabilirsiniz. Küfüt sonucunda karşı tarafta oluşturduğu kötü izlenimi ona hissettirebilirsiniz. Yaptığının yanlış olduğunu anlamasına imkanlar sunmanız gerekir. Küfürün kötü olduğunu siz söylediğiniz için değil gerçekten kötü eylem olduğunu anlamasını sağlayın.
Share:

Çocuklarda Yalan Söyleme Davranışı Nasıl Önlenir

Çocuklarımızda en sık karşılaştığımız olumsuz davranışlardan birisi yalan söyleme davranışıdır. Çocuklar çok rahat yalan söyleyebilir. Peki çocuklar neden yalan söyler. Yalan söyleyen çocuğa nasıl yaklaşılmalı. Bunları bilmek anne ve baba olarak sorunun çözümünde bize büyük katkılar sağlar. Uzman görüşleri alınarak çocukların yalan söyleme davranışlarını alaniz ettik. Uzmanlara danışarak elde ettiğimiz çıkarımlar şunlardır:
* Çocuklar genelde yalanı ceza almamak için söyler. Çok zor duruma düşen ve ceza alabileceğini düşünen çocuk ceza almamak adına çok rahat yalan söyleyebilir.
* Çocuklar köşeye sıkışınca yalan söyler. Bu yüzden çocuklarımızı köşeye sıkıştıracak sorular sormayın. Yalan söylemelerine destek olmayın.
* Çocuklara dürüstlüğün önemi anlatılmalıdır. Yalanın ne kadar kötü olduğu anlatılmalıdır. Ucunda ölüm bile olsa insanın dürüst olması gerektiği söylenmelidir.
* Anne ve baba iyi bir model olmalıdır. Anne ve baba birbirine rahat biçimde yalan söylüyorsa çocuklarda da bu davranış görülecektir. Anne ve baba çocuğa dürütslük konusunda iyi bir model olmalıdır.
* Doğru söylediği halde çocuğa güvenmemek ve yalan söylediğini söylemek çocukta yalan davranışını pekiştirecektir. Ben ne söylersem söyleyeyeyim annem babam bana nasıl olsa inanmayacak düşüncesi oluşacaktır.
* Çocuktan başaramayacağı görevler beklemeyin. Bu durumda çocuk kendini kurtarmak adına dürüstlükten ayrılıp hileye ve yalana başvurabilir.
* Kurallarla sınırları zorlanan çocuklar yalan söyler. O yüzden çocuğu aşırı sınırlamak yalanın kapısını açacaktır.
* Doğru söyle sana ceza vermeyecem deyip doğruyu öğrendikten sonra çocuğa ceza vermek çocuğun bir daha dürüst olmamasına neden olur. Bu yüzden davranışlarımız ve sözlerimiz tutarlı olmalıdır.
* Çocuğu suçlamak ona yalancı etiketi yapıştırmak çocuğun bundan sonraki sözlerinde yalan söylemesini arttıracaktır. Ona güvendiğinizi ve değer verdiğinizi hissettirin.
* Yalan söyleyen insanların çevresinde insanların güvenini kaybettiğini, kimsenin onunla arkadaş olmadığını, sözlerine kimsenin itimat etmediğini anlatarak yalan söylemesi durumunda başına gelebilecekler güzel bir şekilde ifade edilmelidir.
* Aşırı tepki vermeyin. Baskıcı bir tutum sergilemeyin. Çocuğu araç olarak kullanmayın. İyi örneklerle olayı anlaşılır hale getirin.
Share:

Çocuklarda Çalma Davranışı Nasıl Önlenir

Çocuklarda görülebilecek olumsuz davranışlardan birisi çalma davranışıdır. Bu davranış acil müdahale gerektiren bir davranış türüdür. Müdahale edilmediğinde bireyde bu davranış alışkanlık haline gelebilir. Hoş görmek, görmezden gelmek bu davranışın pekişmesini sağlar. O yüzden çalma davranışıs ergilendiğinde mutlaka doğru bir yaklaşım sergilemek gerekir. Yanlış bir yaklaşım tarzı çocuğun psikolojik bünyesine zarar verir. Çocuğu suçlamak, fiziksel şiddet uygulamak, hakaret etmek doğru değildir. Genelde çalma davranışları sonunda toplum olarak bu tepkiler verilir. Bu tepkiler kolay uygulandığı için ve olayı bastırdığı için tercih edilir. Bu yöntemler olayı hiçbir zaman çözmez.

Bir davranışın çalma olabilmesi için bireyin sahiplik kavramına sahip olması gerekir. 5 yaşına kadar bütün küçük çocuklar gördükleri şeyin kendisinin olduğunu düşünür. O yüzden 5 yaşına kadar olan çocukların bu davranışı çalma olarak değerlendirilemez. Çalma hastalığı olarak bilinen kliptonomi hastalığına sahip olan kişilerin eylemi de çalma olarak değelendirilemez. Çünkü kişi bunu isteği dışında gerçekleştirir.

10 yaşından sonra görülen ve süreklilik kazanan çalmalar çalma davranışı olarak adlandırılır. Çalma davranışını tetikleyen bazı durumlar vardır. Yeterli harçlık almayan çocuk ihtiyaçlarını karşılamak için çalma davranışı gösterebilir. Temel ihtiyacı karşılanmauan sevgi ve ilgi eksikliği olan bireylerde çalma davranışı çok sık görülür. Bazı çocuklar çalma davranışını ilgi çekmek ve dikkatleri üstüne çekmek için gerçekleştirir. Mülkiyet fikri gelişmemiş alkolik anne ve babaların çocuklarında çalma davranışı çok sık görülür.

Kıskançlık duygusu çocukları çalma davranışına itebilir. Arkadaşının sahip olduğu oyuncağı kıskanan bir çocuk onu gizlice çalmak isteyebilir. Ailesinden intikam almak adına da çalma davranışı sergilenebilir. Gurubun onayını almak, güçlerini kanıtlamak, öfkenin çocukta yarattığı bir eser olarak çalma davranışı görülebilir.

Çalmayla mücadele etmek için anne ve babanın dürüst ve samimi olması gerekir. Çocuklara örnek olmalı. Çalmanın kötü bir eylem olduğu anlatılmalıdır. Bulunan eşyayı mutlaka sahibine vermesi gerektiği söylenmelidir. Empati yaparak eşyası çalınan kişinin hissedebileceği durumlar anlatılmaya çalışılmalıdır. Çalma sonucunda başına gelebilecek felaketler anlatılabilir. Çalan insanların toplumda sevilmediği ve dışlandığı anlatılabilir.
Share:

Motivasyonun Sınav Başarısına Katkısı Nelerdir

Motivasyon bir konuya odaklanma ve öğrenme isteğimizi temsil eder. Hangi işe başlarsanız başlayın motivasyon düzeyiniz düşükse o işte başarılı olmanız çok zordur. O işi başarmaya olan isteğiniz ve azminiz motivasyon seviyenizi gösterir. Bir işi öğrenmeye hazır olmak ve o işi yapmaya istekli olmak motivasyon seviyesinin yüksekliğini gösterir. Motive olmak bir işte başarılı olmanın ilk şartıdır. Zorla ite kaka bir şey olmayacağını hepimiz biliriz. Kişi öğrenmeye istekliyse öğrenir. Zorlama ile hiçbir şey öğrenilmez. Kişi öğrenmeyi içten ve yürekten istemelidir.

Motivasyon eksikliğinde en büyük zafiyet vazgeçme duygusudur. İnsanlar genelde zorluklarla karşılaştığı zaman kolay yolu seçerler ve vazgeçerler. Yeni denemeler yapmak istemezler. Başarısız olduğunda suçluluk duyarlar. Herkes tarafından gülünç duruma düşeceğini düşünürler. Bu düşünce kişinin motivasyon dengesini bozar. Ne yaparsa yapsın başarılı olamayacağına ilişkin bir düşünce yapısına doğru gider. Öğrenilmiş çaresizlikler yaşamaya başlar.

Motivasayonu yüksek bireyler kolay pes etmezler. Düştüklerinde ayağa daha güçlü bir şekilde kalkarlar. Yaşadıkları her başarısızlıkları bir fırsat olarak görürler. Ayağa daha güçlü kalkarlar. Başarısızlığı bir kader olarak görmezler. Nedenleri üzerine yoğunlaşırlar. Hatalarından ders alıp aynı hataya bir daha düşmemeye çalışırlar. Motivasyonu düşük insanlar başarısızlıklarını hep bir bahane ile açıklarlar. Elektirik kesikti, misafir geldi, vaktim yoktu gibisinden birçok bahanelerin arkasına sığınırlar.

Motivasyonu yüksek tutmak için sabırlı olmayı bilmelisiniz. İşler zor hale geldiğinde ara vermelisiniz. Gücünüzü ve enerjinizi toplayıp yeniden işe koyulmalısınız. Sorunları tespit edip engelleri kaldırmaya çalışmalısınız. Enerjinizi şikayet etmeye değil sorunu çözmeye harcamalısınız. Verimli çalışmak için kendinize bir rota belirlemelisiniz. Farklı yollardan çözüme gitmeye çalışmalısınız. Yeni çareler ve alternatifler üretmeye çalışın. Kendinize küçük hedefler koyup zamanla bu hedefleri büyütmeye çalışın. Başarılı oluncaya kadar azim ve kararlılıkla hedeflerinizde yürüyün. Kendi hatalarınızı başkalarına yüklemeyin. Hatalardan ders çıkarıp yolunuza devam edin. Başarısız olduğunuzda moralinizi bozmayın. Kendinize yüklenmeyin. Başarısızlığında bazen doğal bir süreç olduğunu kabul edin. Motivasyon dengenizi hiçbirşeyin bozmasına izin vermeyin.
Share:

Sınav Performansı Nasıl Arttırılır

Başarılı olmayı herkes ister. Başarılı olmanın yolu çok çalışmaktan geçer. Çok çalışmak bazen başarılı olma konusunda yeterli gelmeyebilir. Enerjinizi doğru yerde doğru biçimde kullanmanız gerekir. Sınav performansınızı arttırmak için uzman görüşlere müracaat ettik. Uzmanlardan aldığımız dönütler sonunda başarı performansınızı arttırmak için uymanız gereken tavsiyeleri şu şekilde özetledik:
 * Sınav günü sabah erken kalkmak önemlidir. Kahvaltı ve hazırlığınızı rahat biçimde yapmanlısınız. Erken kalkmak geç kalma tehlikesini ortadan kaldırır.
*  Sınav yerini 1 gün öncesinden kontrol edin. İmkanınız varsa gidip görün. Böylece sınav merkezine ulaşma stresini yenmiş olursunuz.
* Dengeli bir kahvaltı yapın. Riskli yemeklerden uzak durun. Özellikle muz ve süt tüketimine ağırlık verin.
* Sınav evraklarınızı önceden hazır edin. Kalem, silgi, açacak, su, şeker, çikolata gibi yanınızda bulundurmanız gerekenleri önceden ayarlayın.
* Sınav merkezine gideceğiniz gün normal süreden daha erken çıkın. Trafik gibi aksilikleri önceden hesap edin.
* Sımav konusunda panik olan insanlardan uzak durun. Üzerindeki negatif enerjiyi size yayabilirler.
* Sınavda soruları tam okuyun. Anlamadığınız soruya cevap vermeyin. Yanlışların doğrularınızı götürdüğünü unutmayın.
* Sınav öncesinde kendinize zamanlama ile ilgili plan yapın. Hangi derse ne kadar süre ayıracağınızı önceden belirleyin.
* Soruları sıra ile cevaplamanız şart değildir. Kolaydan zora doğru bir yöntem seçebilirsiniz.
* Sınavda zamanı iyi değerlendirin. Sınavın her dakikasını değerlendirin.
* Sınavda soru ile inatlaşmayın. Bilmediğiniz bir soruysa vakit kaybetmeden geçin. İlerleyen zamanlarda vakit kalırsa bu soruya geri dönüş yaparsınız.
* Sınav öncesinde derin nefes alın. Sınavda başarısız olursam korkusunu yenin. Sınava çok derin anlamlar yüklemeyin.
* Sınav sonrasını düşünmek motivasyonunuzu düşürür. Bu yüzden sınava odaklanın ve elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın. 
* Sınavda sakin olmak çok önemlidir. Stres ve kaygıdan uzak durun.
* Sınavda size zaman kaybettirecek şeylerden uzak durun.
* İyi motive olmak, kendine güvenmek sınavda başarılı olmanın ilk şartıdır. Soruları dikkatli okumalısınız.
* Soru köklerine dikkat edin. Değildir gibi olumsuzluk bildiren soruları iyi analiz edip taktiksel hatadan kaybetmeyin.

Share:

Sınavdan Öncesi Neler Yapılmalıdır?

Hayat sınav ve imtihanlarla doludur. Başarılı olmak ve hedeflerimize ulaşmak için sınavlara iyi hazırlanmalıyız. Sınav öncesi hazırlık sınavların daha sağlıklı geçmesini ve performansımızı tam yansıtmamızı sağlar. Uzmanlara göre  sınav öncesi yapılması gereken hazırlıkları şunlardır:
* Güven her kapının anahtarıdır. Kendinize güvenmelisiniz.
* Çalışmaya bir gece öncesinde son verin ve kendinizi dinlendirin.
* Sınav öncesi zihninizi boşaltın. Unutmayın yorgun bünye başarısızlığa davetiye çıkarır.
* Sınavdan bir gün önce ılık duş alarak rahatlayın.
* Sağlıklı uyku çekin. Erken yatıp erken kalkmaya çalışın.
* Olumsuz düşünce yapısından uzak durun.
* Sınav öncesi moral bozacak program ve sohbetlerden uzak durun.
* Sınav yerini bir gün önce tespit edip gidin. Böylece sınav günü adres arama telaşına düşmezsiniz.
* Sınav günü giyeceğiniz kıyafeti önceden belirleyin. O gün ne giyecem stresine girmemiş olursunuz.
* Yağlı, ağır,tuzlu besinlerden uzak durun. Midenizi bir gün önce bozmayın.
* Trafiğin sınav günü yoğun olabileceğini düşünerek erken yola çıkın.
* Sınavda yanınızda su bulundurun fakat aşırı tüketmeyin.
* Enerji veren besin gurupları tüketin.
* Derin nefes alarak sakin olmaya çalışın.
* Sınav kağıdına bilgilerinizi dikkatli ve doğru biçimde girin.
* Sürekli saat kontrol etmek kaygı ve stresi arttırır kişiye de zaman kaybettirir.
* Uzun süre aynı soruda takılı kalmak size zaman kaybettirir.
* Dikkatiniz dağıldığı anda kucuk mola verip dikkatinizi toplayın.

Share:

Oyunun Beyin Gelişimine Katkıları Nelerdir


Oyun çocukların yaratıcılık duygusunu geliştirir. Oyun çocuk için çok önemli bir aktivitedir. Oyun beyin bölgesinde yeni bağlantıların oluşmasını sağlar. Çocuklar bir çok kavramı oyun aracılığı ile öğrenir. Az- çok, büyük- küçük, gibi kavramları, şekilleri ve renkleri oyun oynayarak öğrenir. Oyun sırasında tekrar edilen denemeler öğrenmeyi kalıcı hale getirir.

Oyun çocukların bilişsel gelişim sürecine olumlu katkılar sağlar. 1 yaş bebekler için masal anlatmak, fış fış kayıkçı, çe çe gibi oyunlar dil gelişimine katkı sağlar. Bebeklerin bedensel gelişimine katkı sağlamak için uzanacağı nesneleri yakalamaya çalısması, başı dik tutan aktiviteler yaptırmak gerekir. Bebeklere oyuncak olarak çıngıraklar, kırılmayan aynalar, yumuşak yıkanabilir peluş hayvanlar, oyuncak bebekler, küçük kumaş toplar seçilebilir.

Kurallar oyunlar özellikle 2 ile 7 yaş arasındaki çocuklar için uygun değildir. Bu çağlarda sosyal ilişkiyi geliştirme çabası içindedir. 7 yaşından sonraki bireyler yartıcı oyunları sever. Farklı eşyalar ile ev yapma, tünel oluşturma, farklı kıyafe ile kombine yapmak bu dönemde en çok sevilen ve oynanan oyunlardır. İlk 3 yılda çocuklara halkaya çubuk sokma oyunu oynatılabilir. İç içe geçirilmiş kaplar, itilip çekilen oyuncaklar, basit müzik aletleri, oyuncak telefonlar, çay parti setleri, oyuncak mutfak, 3 tekerlekli bisiklet ve bebek arabası oyuncak olarak seçilebilir. Somut işlemler döneminde çocuklara kelime oyunları oynatılabilir. Oyunla öğrenme bu dönemde önem arzeder. Bu dönem 7 ile 12 yaş arasında çocukları kapsar. Okulu oyun arkadaşları ile oyun oynayacağı alandır. Soyut işlemler dönemi 12 yaş üstü çocukları kapsar. Bu dönemde spor aktivitesi önem kazanır.
Share:

Çocuklarda Dil Gelişimi Nasıl Desteklenir

İnsan dünyaya konuşma yetisi ile gelir. Bu yeteneğin ortaya çıkması için büyüme ve olgunlaşmanın olması gerekir. Büyüme ve olgunlaşma sonrasında dil gelişimi zamanla ortaya çıkar. Hu süreçte anne ve babalar doğru yaklaşımlar sergileyerek bu sürede destek olabilir. Bebeklerin dil öğrenimi doğumla başlar. Bebekler isteklerini ses çıkartarak dile getirir. Bebekler 6.aydan sonra babıldama dönemine girer. Bu süreçte baba dede gibi basit iki heceli kelimeleri telafuz etmeye başlar.

Bebeklik döneminde bazı sorunlar çocukların dil gelişimini olumsuz etkiler. Duyma sorunu, görme sorunu, yarık damak sorunu, yarık dudak sorunu dil gelişimini olumsuz etkiler. Bebeklerde zihinsel gerilik, otizm, yaygın gelişim bozukluğu dil sorunlarına neden olur. Sosyal çevre dil gelişimini doğrudan etkiler. Bebek çevresi ile kurduğu sözel iletişim araçları ile tanımaya ve öğrenmeye başlar.

Bebeğe bakım veren kişinin bebekle kurduğu sözel uyaran arttıkça bebeklerin dil gelişimi artar. Bebekle az konuşmak bebeğin dil gelişimini olumsuz yönde etkiler. Çocuklar uyaranın az olduğu ortamlarda  yaşaması dil gelişimini olumsuz yönde etkiler. Özellikle çocuk yuvalarında ve bakımhanede kalan bebeklerin dil gelişimi çok yavaştır. Bebekle bebeksi konuşmak da bebeğin dil gelişimini olumsuz etkiler. Kelimeleri doğru telafuz edemez. Çocuklarla oyun oynayıp oyun oynarken konuşmak ve dikkatini yönetmek gerekir. Kız çocukları erkek çocuklardan daha önce konuşur. Okul öncesi eğitim ve kreşler çocukların dil gelişimini olumlu etkiler. İki dili konuşan ailelerde çocukların dil gelişimi yavaş gerçekleşir.

Share:

Boşanma Kararı Çocukları Nasıl Etkiler

Boşanma bir aile için alınabilecek en kötü kararlardan birisidir. Kararı almak kadar bu kararı çocuklara anlatmak da zordur. Bu karar çocuğun hayatını büyük ölçüde etkileyecektir. Bu süreçte bireyle sağlıklı iletişim kurmak gerekir. Bu süreçte empati yapmak ve çocukların görüşleri mutlaka alınmalıdır. Boşanma kararı çocuğun yaşına ve gelişim özelliğine uygun bir biçimde açıklanmalıdır. Bu karar özellikle küçük çocuklara anlatılırken zorlanılır.

Küçük çocuklar olaya her zaman kendi bakış açısıyla bakar ve olayın merkezinde kendilerini görürler. Bir çok çocuk boşanma nedenini kendisi olarak görür. Bu olaydan suçluluk duyar ve benlik algısını kaybeder. Küçük çocuklar bir gün anne ve babalarının kapıdan çıkıp bir daha dönmeyeceğini düşünür. Bu korku ile yaşar. Anne ve babasının boşandığını diğer çocuklara söylemek istemezler. Çünkü bu durum onlar için bir utanç kaynağıdır.

Boşanma sitesinden sonra çocuklar yas dönemi içine girer. İnkar etme, öfke krizi, pazarlık etme, yoğun üzüntü ve suçluluk gibi duyguları çok yoğun yaşar. Boşanma sonrası çocuklar şoka girebilir. Küçük çocuklar bu durumdan kolay incinip çok acı çeker. Çocuğa terk edilmeyeceği, ihmal edilmeyeceği mesajı verilmemlidir. Küçük çocuklara boşanmada pay sahibi olmadığı hissettirilmelidir.

Boşanma sonrasında ona ilginizin azalmayacağını söyleyerek onu rahatlatabilirsiniz. Ayrılık olsa bile hem annenin hem de babanın çocuğu sevmeye devam edeceği söylenmelidir. Çocuğun her zaman bu ailenin bir ferdi olacağını bilmesi ve hissetmesi gerekir. Boşanma konusunda çocuklar mutlaka bilgilendirilir. Çocukları dinleyin ve duygusal açılım yapmalarına izin verin. Çocuğun istek ihtiyaç ve arzuları gecikmeden yerine getirilmelidir. Bu konuda hem anne hem de baba asla birbirlerini kötülememelidir.
Share:

Çocuk İstismarı ve Sömürü Nasıl Önlenir


Çağımızın en önemli sorunlarından birisi hiç kuşkusuz çocuk istismarı ve sömürüsüdür. Ahlak yapısının çökmesi ve toplumsal yozlaşma ile birlikte son günlerde çocuk istismarı gündeme gelmeye başladı. Çocuk istismarı nedir? Anne ve babalar istemeden de olsa çocuk istismarı yapabilmektedir. Çocuk istismarı önüne nasıl geçilir. Yazı dizimizde toplumun en önemli sorunlarından birisi olan çocuk istismarı konusuna parmak basacağız.

Çocuk istismarlıda fiziksel ve cinsel istismarlar genelde çocuk vücuduna yöneliktir. Zararı ve tahribatı diğer istismarlara göre daha fazladır. 18 yaşından küçük çocuklar kendisine bakmak zorunda kalan anne ve babaları tarafından zarar verici davranışa maruz kalmasına çocuk istismarı denir. Çocuk istismarı çocukta fiziksel, psikososyal ve psikolojik gelişimine zarar verir. Çocukta iz bırakır. Çocuk istismarını önlemek için çok yönlü takım çalışması gerekir. Tıp uzmanı, psikolog, çocuk gelişimcisi, hukukçu ve sosyal gelişim uzmanlarının takım halinde çalışması gerekir.

Fiziksel istismar denilince çocuğun kaza dışı yaralanmaları akla gelir. Çocuğun ağzına biber sürmek, çocuğu sarsmak, kulağını çekmek, cimcikleşmek, herhangi bir yerine vurmaktır. Fiziksel istismar edenler genelde kendilerini dayak cennetten çıkmadır sözüyle savunur. Olayları şiddetle çözebileceklerini düşünürler. Fiziksel ceza olayı bastırır söndürmez. Otoritenin olmadığı ortamda suç yeniden işlenir. Çünkü birey suçun yanlış olduğuna inanmaz. Suçu ceza almamak otoriteden korktuğu için yapmaktadır.

Duygusal istismar ise en sık rastlanan istismar çeşididir. Çocuğa bağırmak, hakaret etmek, onu kıyaslamak ve kötü söz söylemektir. Bu istismar çocuğun özgüven duygusunu zedeler. Birey kendini değersiz ve önemsiz hisseder. Yetersiz olduğunu düşünür ve başarısız olduğunda yeni denemelerde bulunmaz.

Cinsel istismar çocuğun Genital bölgesine dokunmak, röntgencilik yapmak ve cinsel içerikli konuşmalar yapmayı kapsar. En zor istismar çeşidi cinsel istismardır. Bireyde en fazla tahribatı da bu istismar yapar.  Çocuğu disiplin etmek adına bilerek ya da bilmeyerek çocuk istismarı toplumda çok sık yapılır. Cinsel istismar daha çok tıbbi muayene ile tespit edilir. Ebeveyn ve sosyal koşullar değerlendirilir.
Share:

Çocukta Empati Becerisi Nasıl Geliştirilir


Çocuklarımızı güzel ahlaklı eğitimi ve terbiyeli yetiştirmek isteriz. Bu anlamda çocuklarımız mutlaka empati becerisi kazanması gerekir. Empati bireyin kendini başkasının yerine koyarak olaya onun gözünden bakabilmesi, olayı onun gözünde değerlendirebilmesidir. Bu yeteneği kazanan bireyler genelde toplumda vicdan ve ahlak sahibi bireyler olarak göze çarpar. Birey yaptığı yanlışı fark eder ve yanlışın nelere mal olduğunu bilir. Böylece aynı hatayı bilerek bir daha tekrar etmez. Aynı hatayı işlememek için özen gösterir.

Empati bizim dışımızda diğer insanların duygu ve düşünceleri ile özdeşim kurmamızı sağlar. Empati becerisi gelişen bireyler bireysel yeteneklerinden çok sosyal yetenekleri ile ön plana çıkarlar. Kendisinin bir birey olduğunu fark eder. Karşısındaki kişinin de duygusal bir canlı olduğunu fark eder. Empati becerisini birey 7 yaşından itibaren somut işlemler döneminde kazanır. Daha öncesi dönemde çocuk işlem öncesi ve ben merkezci bir yapıda olduğu için empati becerisi gelişemez. Fiziksel ceza, tehdit, azarlama gibi durumlar çocukların empati gelişimini engeller.

Çocuklara hikaye anlatarak, günlük olaylardan örnekler vererek empati kurması sağlanabilir. Empati çocukların yaşadığı duygulara anlam vermesini kolaylaştırır. Dergilerden yüz ifadesi seçerek çocuklara yüz okuma ve görsel okuma ile empati becerisi kazandırılabilir. İçinde yardım ve dayanışma konulu hikaye ve fıkralar anlatılabilir. Çocuklar empati ile uygun davranışları içgörü haline getirir. Çocuklar ilişkilerinde daha destekleyici ve samimi olurlar. Çatışma durumlarında çözüm üretmeyi öğrenirler. Yetişkinler mutlaka empatik davranışları modellemelidir. Çocuklar neyin doğru neyin yanlış olduğunu mutlaka bilmelidir. Sınırlar mutlaka önceden çizilmelidir. Çocuklara uygunsuz davranışlar üzerinden konuşma imkanı verilmelidir. Çocukların duygu ve düşünceleri alınmalıdır. Olaya mağdur açısında da bakması sağlanmalıdır. Diğer insanların duygularını anlamaları ve fark etmeleri sağlanmalıdır. Dünyayı daha pozitif ve tutarlı anlamaları sağlanır. Sorularla çocuğun durumu anlaması ve hatasını fark etmesi sağlanmalıdır. Yaptığının diğer yanlış odluğunun söylenmesi doğru değildir. Önemli olan hatasını kendisinin fark edip yanlışını anlayıp bir daha tekrar etmemesidir.


Share:

Okula Uyum Süreci Nasıl Kolay Hale Getirilir


Öğrenci başarısında en önemli süreçlerden birisi okula uyum sürecidir. Bu sürecin iyi değerlendirilmesi gerekir. Bu süreçte anne ve babalara çok önemli görevler düşer. Çocuklarınız okula uyum sağlamakta bir takım zorluıklar yaşayabilir. Bu süreçte çocuklarınızın yanında olup onlara destek olmalısınız. Bu süreci çok rahat ve kolay atlatmaları bir nevi sizin elinizde. Çocukların okula uyum süreçlerini kolaylaştırmak için şu hususlara dikkat etmeniz uzmanlarca tavsiye edilmektedir:

* 0-3 yaş çocuklarında ayrılma korkusu vardır. Anne ve baba çocukları ile yakından ilişki kurarak arada kısa mesafeli ayrılıklar yaparak çocukların ayrılma korkusu yavaşca yok edilmelidir.

* Anne ve baba çocukla yeterli vakit geçirmelidir. Böylece çocuğun anne ve babasına olan güven duygusu gelişecektir.

3- Çocuğun özbakım becerilerini kendisinin yapmasını sağlayın. Onun adına tüm işleri yapmanız onun okula uyumunu zorlaştıracaktır. Bütün işlerini sürekli birilerinin yapmasını bekleyecektir. Kendi ayakları üzerinde durmayı yavaş yavaş öğretmelisiniz. Onun adına iş yapmak onun kendine olan özgüvenini yitirmesine ve kendini değersiz hissetmesine neden olacaktır.

4- Anne ve baba arasında yaşanan gerginlik çocukların okula uyum sürecini olumsuz etkiler. Bu yüzden sorunlarınızı kesinlikle çocuklarınıza yansıtmamaya özen gösterin.

5- Kardeşin doğumu, boşanma, taşınma, hastalık gibi durumlar çocuğun okula uyum sürecini zorlaştırır. Bu yüzden bu gibi durumlarda çocukların minumum zarar görmesi için çaba göstermelisiniz. Çocuğun hayatındaki en ufak değişiklik okul yaşantısını da sıkıntıya sokacaktır.

6- Çocuğa zamanında tuvalet eğitimi kazandırılmış olması gerekir. Aksi taktirde okulda sıkıntı çekecek ve zor duruma düşecektir. Tuvalet eğitimi hassas bir konu olup çocuğun benlik algısını ve kişilik yapısını doğrudan etkilemektedir.

7- Çocuğun evde yalnız uyuması gerekir. Anne ve babaya bağımlı bireylerin okula uyum sağlaması zordur. Evde olumlu bir oyun deneyim alanı oluşturmalısınız.

8- Çocukların okul arkadaşları ile okul dışında da görüşebilmesi için ortamlar oluşturmak gerekir. Çocuğun ödev ve oyun arkadaşı mutlaka olmalıdır.

9- Okul sonrası çocuğun evde hoş karşılanması çocuğun okula uyum sürecini kolaylaştırır.
Share:

Bilgisayar ve İnternetin Çocuk Gelişimine Etkisi


20. Yüzyılın en önemli icatlarından birisi hiç kuşkusuz bilgisayardır. Bilgisayarlar hayatımızı kolaylaştırdığı gibi hayatımıza renk ve eğlence katmaktadır. Bilgisayarın faydalarını saymakla bitiremeyiz. Bilgisayarın faydaları yanı sıra bazı zararları vardır. Bu zararları anne ve baba olarak bilmek ve gerekli önlem ve tedbirleri almalıyız. Yoksa daha sonradan dövünmenin bir anlamı yoktur. 

Bilgisayar oyun, internet ve iletişim sektöründe aktif olarak kullanılır. Bilgisayar paylaşımı arttırır. Bireylerin vakit geçirmesine yardımcı olur. Çağın en popüler elektronik aracıdır. Dünya genelinde 400 milyon bilgisayar vardır. 100 milyon web site vardır. Verimli kullanıldığında çok faydalı olan bilgisayar kontrolsüz kullanıldığında zehirli bir akrep gibi çocuklarımızı zehirleyebilir.

Bilgisayar kullanımı en çok 12- 18 yaş arası çocuklarda görülür. Evde internetle buluşmayan çocuklar bu ihtiyaçlarını karşılamak için internet kafelere gitmektedir. Bilgisayar öğrenme sürecine katkı sağlar ve öğrenmeyi kolaylaştırır. Çocuklardaki merak ve rekabet duygusunu pekiştirir. Öğrenciler dikkatlerini yoğunlaştırma becerisi kazanırlar. Yazma ve iletişim becerileri gelişir. Bilgisayar çocuklara özgür öğretmen görevi yapar. Çocukların el ve göz kordinasyonu gelişir. 

Bilgisayar çocukların ruh ve bedensel gelişimlşerine zarar verir. Uzun süre bilgisayar kullanımı sonucunda görme bozuklukları yaşanır. Çocuklarda kas eklem ve kemik ağrıları görülür. Sosyal yaşamdan uzaklaşan çocuklar yalnızlaşıp duygusal bunalımlara girebilir. Bencil kendini düşünen paylaşımcı olmayan işbirliğini beceremeyen bireylerin yetişmesini sağlar. Bireyler ekran bağımlısı haline gelir. Gerçek ile yalanı ayırt edemeyecek kadar hayal dünyasında gezmeye başlarlar.

Bilgisayar çocukları sosyal yaşamdan koparır. Evinde oyunlarını bireysel oynayan kişiler haline gelir. Maddi gücü olan ve olmayan çocuklar arasında eşitsizliğe neden olur. Çocukların sosyal ilişki kurma becerisi zayıflar. Kişilerde sabır etme ve tahammül etme becerisi azalır. Kişiler sohbetlerini sanal ortamda yapar. Çocuklar birbirinden uzaklaşmaya başlar. Araştırmalara göre çocuklar ve gençler bilgisayarı % 92 sohbet etmek ve oyun oynamak için kullandığı ortaya çıkmaktadır. % 1 lik kısım araştırma ve ödev için bilgisayarları kullanmaktadır. Bilgisayar bağımlısı çocuklar çevre ile ilişkilerde oldukça zayıftır.

Share:

Oyun ve Televizyonun Çocuk Gelişimine Etkisi


Çocuk gelişiminde oyunun yeri ve önemi küçümsenemez. Her çocuk oyunla büyür ve gelişir. Oyun en iyi öğrenme aracıdır. Çocuklar oyun oynayarak enerjilerini boşaltır. Paylaşma ve yardımlaşma gibi bir çok duyguyu oyun aracılığı ile öğrenir. İş birliği yapmayı kazanmayı, kaybetmeyi ve bazı ahlaki değerleri oyun aracılığı ile kazanır. Oyun çocukların yaratıcı duygularını geliştirir.

 Her oyun çocuk için faydalı değildir. Oyun çocuğun yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmalıdır. Oyunlar ölçülü oynanmalıdır. Günlerce saatlerce tablet ve bilgisayarlarda oyun oynayan çocukların göz, kemik ve kas sistemi ciddi hasar görür.Oyunlar çocukları aktif hale getirmelidir. Aksi taktirde çocukları robotlaştırabilir. Çocukların hayal gücü oynadıkları oyunlarla gelişir.

Çocuklarınıza değer veriyorsanız onun oyunlarına dahil olun. Çocuklarınızın ahlak yapısını oyunda çok rahat görebilirsiniz. Oyun kurallarına uyuyor mu, dürüst mü, yalan söylüyor mu, kazanmak için her türlü hileye başvuruyor mu, kaybettiği zaman neler yapıyor, efendiliğini koruyor mu, oyun içinde agresif mi oluyor birçok yönden çocuğunuzu tanıma fırsatı elde edebilirsiniz. Çocuklara oyun oynatarak onların sahip olduğu yetenekler desteklenebilir. Çocukları oyun oynarken serbest bırakmak gerekir. Anne ve babalar çocukları ile birlikte oynamalıdır. Oyun çocuğa eğitim vermek olarak algılanmamalıdır. Çocuğun oyunu kurup yönetmesine izin verilmelidir.

Çocuk gelişiminde oyunlar kadar televizyonda çok etkilidir. Televizyon çocukları etkisi altına alır. Modernleşme sürecinin başlangıcı olarak görülür. Kalkınmada önemli bir göreve sahiptir. Televizyonlar eğlendirici ve eğitici içerikleri vardır. Bireyin kendini tanımasına ve geliştirmesine imkan verir. İlk çocukluk döneminde çocuklar dizi kahramanları ile kendini özdeşleştirir. Ülkemizde 11 ile 14 yaş arası çocuklarda televizyon izleme alışkanlığı çok yüksektir. 16 yaşına gelinceye kadar bir çocuk televizyonda 14 bin şiddet olayına tanık olur. Televizyonlar çocukların duygusal dürtülerini zayıflatır. Bazı çocuklar gerçek ile hayali ayıramaz hale gelir. Çocuklarda okuma ve akademik başarı düşmesine neden olur.  Kültürel eğitimin kültürel tüketime dönmesi ile birlikte televizyonlar çocuklarımızı olumsuz etkilemeye başladı. Bu yüzden evde mutlaka çocuklara kontrollü biçimde televizyon izletmeliyiz.


Share:

Boşanmalar Çocuk Psikolojisini Nasıl Etkiler



Çocukları hayat sürecinde en çok etkileyen durumlardan birisi hiç kuşkusuz anne ve babanın ayrılık kararı aldığı boşanma sürecidir. Çocuk anne ve babasını bir arada görmek birlikte yaşamak ister. İlerleyen zamanlarda birisini göremeyecek olması çocukta derin ruhsal ve psikolojik sorunlar yaratır. Boşanma her çocuğu farklı boyutta etkiler. Çocukların gelişim dönemleri bu süreçte çok önemlidir. Bebeklik dönemi ile çocukluk döneminde boşanmalar çocukları farklı biçimde etkiler.

* BEBEKLİK DÖNEMİ (0-2 YAŞ) Bebek bu dönemde ayrılığı fark eder ama nedenini anlayacak dönemde değildir. Sık ağlamaya başlar. Annesine daha çok bağlanır. Altına kaçırma davranışı gösterir. Parmak emmeye başlar. Endişe ve kaygıyı derinden hisseder. Öfke patlaması yaşar. Isırma gibi saldırgan davranışlar sergiler. Eskisi gibi yaşamak, güvenli aile ortamı sağlamak, endişeli görünmekten kaçınmak ve çocukla zaman geçirmek sorunun çözümü adına yapılabilecek etkinliklerdir.

* OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLAR (3-6 YAŞ) Boşanmayı anlamaz. Ayrılığı fark eder ve sebebi olarak kendisini görüp suçluluk yaşayabilir. Yoğun öfke duygusu yaşar. Hırçın, öfkeli ve huysuz olur. Uyku sorunu yaşar. Geceleri kötü rüyalar görürü. İstediği zaman çocuğu ziyaret etme imkanı verilmesi, telefonla sık görüşmek, çocukla vakit geçirmek, çocuğu yalnız bırakmamak, ihtiyaçları zamanında karşılanması gerekir.

* OKUL DÖNEMİ (6-11 YAŞ) Boşanmayı anlar ve ayrılığı bilir. Değişiklikleri anlamaya başlar. Kendisini aldatılmış ve değersiz hisseder. Gidenin geri geleceğini düşünmeye başlar. Arkadaşlarını çoğu zaman görmezden gelir. Okuldan artık kendisini kimsenin almayacağını düşünerek kaygı duymaya başlar. Baş ve karın ağrısı şikayetleri artar. Uyku düzenleri bozulur. Suçlu gördüğü anne ya da babasına düşmanlık besler. Ev dışı programlar, yüz yüze iletişim kurmak, ev dışında aktif etkinlikler ve duygusal boşaltım yöntemleri ile sorun aşılabilir.

Boşanma sürecinde birey hangi gelişim döneminde olursa olsun bu süreçten olumsuz etkilenmektedir. Anne ve babalar kesinlikle bu süreçte birbirlerini suçlamamalıdır. Çocuklarının bu durumdan en az etkilenmesi için işbirliği yapmalıdır. Bu süreçte çocuklarını yalnız bırakmamalıdır. Ayrılığı daha kolay hale getirmelidir.


Share:

Çocuk Yeni Doğacak Kardeşe Nasıl Hazırlanır


Her çocuk yeni doğan kardeşini kıskanır. Kıskançlık duygusu insan oğlunun sahip olduğu güzel duygulardan birisidir. Her duyguda olduğu gibi bu duygu da ağır yaşandığında kişide olumsuz tahribatlar meydana getirebilir. Çocuklarda kıskançlık duygusu dizginlenmesi gerekir. Aksi taktirde çocuklar bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Geçmişte ilk cinayetlerin kıskançlık nedeniyle işlendiği unutulmamalıdır.

Kardeşin olacağı gebelikte riskli dönem sona erince söylenmesi doğrudur. Gebeliğin ilk ayları her zaman düşük riski yüksektir. Çocuklara bu durumu anlatırken açıklayacağınız dilin sade olmasına dikkat edin. Anlatım tarzınız ve tutumunuz bu süreçte çok önemlidir. Çocuklara bu durumu hikaye anlatarak açıklayabilirsiniz. Çocuğa bu süreçte bebeklik döneminin resimlerini gösterebilirsiniz.

Çocuğu kardeşe hazırlama sürecinde çocuğu doktor kontrollerinize götürebilirsiniz. Böylece kardeşi ile bağı çok erken kurmuş olur. Karnınız büyüdükçe karnınıza dokunmasına izin verin. Kardeşin gelişini biyolojik olarak uygun ifadelerle açıklayın. Kardeş için yapılan hazırlıklara onu da dahil edin. Kardeşe birşey alırken mutlaka ona da bir hediye alın. Kardeşine yardım eden çocuğun hikayesini anlatarak kardeşinin kahramanı olmasını sağlayabilirisiniz.

Kardeşi doğduğunda ona kimin bakacağını açıklayın. Bütün ilgileri bebeğe yöneltip çocuğu ihmal etmeyin. Bebeğin anneye bağımlı yaşaması gerektiğinden annenin onunla çok ilgilendiğinden bahsedin. Çocuk üzerinde ilgi ve alaka azalmamalıdır. Baba mutlaka çocukla vakit geçirmeli bu süreçte anneye destek olmalıdır. Çocuğun evdeki düzenini koruyun. Gerçekçi olmayan sözler söylemeyin. En çok seni seviyoruz yerine ikiniz de bizim için çok değerlisiniz gibi cümleler kurmalısınız. Büyük çocuk bu süreçte kesinlikle ihmal edilmemelidir. Kardeşin doğdu pabucun dama atıldı gibi ifadelerden uzak durun şakasını bile yapmayın. Yeni doğan bebek abisine kötülenmez. Bu durumda küçük kardeşine öfke besleyebilir. Kıskanmayı önlemek adına büyük çocuğun sınırlarını genişletmeyin. Bazı konularda taviz vermeyin. Aksi taktirde sizin bu durumunuzu kullanmak isteyecektir. Her çocuk için eşit zaman ayırmak yerine ihtiyaç ve önem sırasına göre zaman ayarlamalısınız.  Bu süreçte çocuğun hayatındaki değişiklikleri en aza indirin. Çocuğun duruma uyum sağlaması için destek olmaya çalışın.

Share:

Çocuklarda Saldırganlık Davranışı Nasıl Önlenir


Olumsuz çocuk davranışları içinde en yaygın olanı saldırgan davranış sergilemektir. Bu davranışı yok etmek için tüm anne ve babaların yanı sıra okulda öğretmenlere büyük görev ve sorumluluklar düşer. Saldırganlık davranışı altında yatan nedenleri bilmek ve buna göre hareket etmek sorunun çözümüne bizi daha kolay ulaştıracaktır.

Saldırgan çocukların aile yapısı yakından inceleme altına alındığında evde aile bireyleri arasında mutlaka birilerinin şiddet gördüğü gerçeği ortaya çıkmaktadır. Anne ve babası sürekli kavga eden çocuklar da okulda saldırgan davranışlar sergilemektedir. Bu anlamda evde anne ve babanın çok iyi bir model olması gerekir.

Saldırgan davranış sergileyen çocuğun davranışları kesinlikle hoş görülmemelidir. Davranış üzerine konuşması ve düşünmesi için fırsatlar verilmelidir. Yanlışını anlaması hatasından dönmesi gerekir. Aksi taktirde aynı davranışlar yeniden sergilenecektir. Saldırgan davranış sergileyen çocuğu dövmek son derece sakıncalıdır. Çocuğun içindeki öfke duygusu daha da alevlenir. Dayak saldırganlık davranışını kesebilir ama söndürmez.

Çocuklar sinirli ve öfkeliyken çocukla tartışmak doğru değildir. Böyle durumlarda anne ve babanın sakinleşmesi gerekir. Sakin bir zamanda çocuğu karşınıza alıp davranış ve sonuçları üzerinde düşünmesi çağlanmalıdır. Saldırgan çocukları sakinleştirmek için onlara görev ve sorumluluklar verin. Böylece olaydan uzaklaşıp sakinleşmesi sağlanabilir.

Saldırgan davranış sergileyen çocuğa saldırganlık sonucu ortaya çıkan durumu özetleyin. Böyle davranışlar sergilemeye devam ederse neleri kaybedebileceği anlatılmalıdır. Tehdit etmek ve onu korkutmaya çalışmak doğru değildir. Olumlu davranışları mutlaka ödüllendirilmelidir. Çocuklara başarabileceği görev ve sorumluluklar verin.

Çocuklar üzerindeki enerjiyi boşaltmaları için imkanlar yaratın. Çocukların oyun oynamasına izin verin. Oyun çocuklarda gerginliği alır. Televizyonda şiddet içerikli programlardan çocukları uzak tutmak gerekir. Şiddet eğilimleri kesinlikle hoş görülmemeli ve ödüllendirilmemelidir. Çocukların ihtiyaçları zamanında karşılanmalıdır. Davranış üzerinde baskıcı olmak saldırganlığı daha da arttırabilir. Çocuklara normal duygusal tepkiler verin. Ani ve şiddetli tepkiler vermeyin.

Saldırganlık kronik hale gelirse mutlaka uzman psikolog ve psikiyatri biriminden destek almalısınız. Çocukların isteklerini karşılamak saldırganlık davranışını pekiştirebilir. İstediğini elde etmek için saldırganlık davranışı sergileyebilir.

Share:

Çocuklarda Davranış Bozukluğu Nedenleri Nelerdir


Çocuklarımızda birçok davranış bozukluğu meydana gelir. Bu gibi durumlarda hemen ceza ve ödül sistemini kullanarak davranış bozuklularını çözmeye çalışırız. Sorunu çözmek için ilk önce soruna neden olan etmenleri tespit etmek gerekir. Bu etmenler üzerine yoğunlaşıp çözüme ulaşmalıyız. Davranış bozukluğuna neden olan etmenleri bilmek önlem almak ve davranışları ortadan kaldırmak adına önemlidir.

Çocuklarda davranış bozukluğu ruhsal ve bedensel çatışmalara bağlı olarak ortaya çıkabilir. İç çatışmalar davranışa yansıyabilir. Hırçınlık, saldırganlık, inatçılık, yalan ve hırsızlık çocuklarda en sık görülen davranış bozukluklarıdır. Birçok davranış bozukluğunun kökeninde geçmiş yaşantılar yer alır. Birçok olumsuz davranış ise dikkat çekmek adına yapılır.

Okullarda bazı çocuklar olumsuz davranışlar sergileyerek öğretmenlerine bak ben buradayım beni fark et ve benimle ilgilen demek istiyordur. Bazı çocuklar ise anne ve babasından bir nevi intikam almak için olumsuz davranışlar sergiliyor. Çocukları azarlamak, dövmek, fiziksel ceza vermek olumsuz davranışları çözmede yetersizdir. Bu yaklaşımlar sorunu anlık olarak bastırmaktadır. Otoritenin olmadığı durumlarda çocuklar yine aynı davranışları sergilemektedir. Davranışın yanlış olduğunun fark edilmesi gerekir. 

Çocuklarda davranış bozukluğunu önlemek için empati kurmak gerekir. Çocuğu anlamak ve davranışın altında yatan nedenleri bilmek gerekir. Onu değerli bir birey olarak görmek, karşımıza alıp konuşmak gerekir. Davranışın altında yatan nedeni bilmek gerekir. Çocuklar bazen yanlış davranışın farkına varmaz. Yani neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmez. Ona yanlış ve doğruların çizgisini net olarak çizmek gerekir. Yaptığı yanlış davranışın nelere mal olduğunu anlatmak gerekir.

Çocuklar duygu ve düşüncelerini bazen saldırgan davranışlarla dile getirirler. Güçleri yetmediği zaman karşı tarafa zarar vermek için küfür edebilir. Çocuğu birçok şeyden mahrum bırakırsanız istedikleri şeye ulaşmak için hırsızlık yapabilir. Çocuğun olumlu çabaları övülmeli ve olumsuz çabası içinse düşünme ve yanlışını anlama konusunda imkanlar verilmesi gerekir. Çocuk sevildiğini değer verildiği bilmesi gerekir. Çocukla özel olarak ilgilenmek sorunlarını önemsemek bazı olumsuz davranışları ortadan kaldıracaktır.  Çocuğun seçimlerine saygı göstermek, yanlış yaptığında cezalandırıcı rolüne bürünmek yerine hatasını anlamasına yardımcı olmak gerekir.
Share:

Anne ve Baba Tutumları Çocuk Davranışını Nasıl Etkiler


Çocukların davranışlarına yön vermek isteyen anne ve babalar yazı dizimizi dikkatle okumalarını tavsiye ediyoruz. Çünkü yazı dizimizi okuduktan sonra çocuklarınıza bakış açılarınız değişebilir. Doğru bildiğiniz yanlışları tekrar etmez, bazı hatalardan dönüş yapabilirsiniz. Çocuklarınızın davranışlarını aslında bir nevi siz belirliyorsunuz. Çünkü davranışların belirlenmesinde çevresel ve dış faktörlülerin etkisi büyüktür. Uzmanlar çocukların davranışları üzerinde anne ve baba tutumlarının etkisini şu şekilde açıklamaktadır:

* Aşırı mükemmeliyetçi aileler çocuklarının her şeyi mükemmel yapmasını ister. Çocuklar hata yapmaya korkar. Ceza almamak için yalan söylerler. Çocuklar kendini yoğun baskı altında hisseder. Ailesini mutlu etmek adına çabalarlar. Kimi durumda çocuk ben ne  yaparsam yapayım ailem mutlu olmuyor deyip kendini bırakıp hedeften uzaklaşabilir. Çocuk taktir kazanmak için çalışır. Bu tip ailelerin çocukları kimliklerini zor bulurlar.

* Boşvermişci ailelerin çocukları ise hedeften uzak kendi halinde yaşar. Okula zaman geçirmek eğlenmek için gider. Geleceğe yönelik bir beklentisi yoktur. Hedefe odaklanmaz. Günü kurtarmanın derdindedir. Ailenin bir beklentisi yoktur. Bir şeyi yapmış olmak için yapar. Kendini ifade etmekte zorlanır. Ders ve başarı konusunda tutuktur. Başarılı olmuş olmamış umurunda değildir. Bu tip bireyler başına buyruk hareket eder. Kısıtlanmaya gelemezler.

* Baskıcı anne ve baba tutumları sonunda çocuk nazik ve hassas görünmeye çalışır. İçten isyan etse de dıştan buna cesaret edemez. Çocuklar kendilerini baskı altında hisseder. Ödevlerini ceza almamak ve anne babalarını mutlu etmek için yaparlar. Çalışmanın ve başarmanın mantığına inanmazlar. Mücadele ruhları zayıftır. Başarısız olduklarında ceza alma korkusu yüzünden üzülürler. Çocuklar evde söz sahibi değildir. Anne ve baba egemendir. Bu yüzden çocuk evde kendini değersiz ve önemsiz hisseder. Fikirleri önemsenmez. Evde konulan kurallara harfiyen uyar. Boşluk bulduğunda kuralları rahat biçimde delebilir.

* Çocuklarına boyun eğen anne ve babalar çocukları üzerinde egemen değildir. Kontrolsüz bireyler yetiştirirler. Çocuk istediğini yapar. Anne baba sadece söylenip durur.  Çocuk üzerinde söz ve otorite sahibi değildir.
Share:

Kategoriler

Blogger tarafından desteklenmektedir.